Filed Under (economy) by nationaleconomiy on March-10-2008

Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven bounce bounce bounce bounce bounce
Dünyanın dört bir köşesinden gelen 100′ü aşkın bilim adamı Azerbaycan’da düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın ekonomi modelinin 21. asrın modeli olduğunu vurgulayarak, dünya halklarının bu model etrafında birleşmesi gerektiğini kaydettiler

Azerbeycan’da tarihi gün

BTP Genel Başkanı Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli (MEM), Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi’nde ele alındı. Türkiye’den Rusya’ya, İran’dan Almanya’ya, Kırgisiztan’dan Kazakistan’a 25 ülkeden 100′ü aşkın bilim adamı Milli Ekonomi Modeli’nin Türkiye ve dünya için tek kurtuluş yolu olduğunu belirttiler.

Türk milleti örnek olacak

Milli Ekonomi Modeli’nin şu ana kadar hiçbir sistemin başaramadığı ‘insan merkezli’ bir ekonomiyi ortaya koyduğunu belirten bilim adamları, “Prof. Dr. Haydar Baş’ın bu modelinin uygulamaya geçirilmesi halinde 21. yüzyılın Türk milletinin sömürülen ülkelerin ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarına önderlik ettiği bir yüz yıl olacak” dediler.

Nobel’e aday gösterildi

Ateşli ve heyecanlı tebliğlerin sunulduğu Kongre’de, katılımcılar oy birliği ile Prof. Dr. Haydar Baş’ı Nobel Ekonomi Ödülü’ne aday gösterdi. Prof. Baş’ın Nobel’e aday gösterildiğinin açıklanması, kongre salonunda görkemli alkış aldı. Prof. Dr. Ahmed Kaşamoğlu ise, Milli Ekonomi Modeli’nin Nobel ödülünden öte bir değeri olduğunu kaydetti.

İnsanlığı kurtaracak tek model

Konuşmasına Azerbaycan devletinin kurucusu Haydar Aliyev, Azerbaycan’ın şu anki devlet başkanı İlham Aliyev ve tüm katılımcılara teşekkür ederek başlayan Milli Ekonomi Modeli’nin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli’nin ekonominin bütününü inceleyen bir model olduğunu belirterek, “krizlerden ve mutsuz toplumlardan başka bir sonucu olmayan kapitalizm ve sosyalizm karşısında insanlığı refaha kavuşturacak tek model, Milli Ekonomi Modeli’dir” dedi.

Ulusal değerlere yer verilmiyor

Globalizmin bugün dünya dengelerine yön veren en önemli akım haline geldiğine işaret eden, Prof. Dr. Baş, Fukuyama’nın 1988′de yazdığı “Tarihin sonu” makalesiye kapitalizmin diğer sistemler üzerindeki üstünlüğünü ifade ettiğini ve 1993 yılında yayınlanan Huntington’un Medeniyetler Çatışması tezinin de bundan sonraki mücadelenin kültürler ve inaçlar üzerinde yapılacağını duyurduğunu söyledi. “Medeniyetler çatışmasının ön plana çıktığı günümüzde ulusal hiçbir değere yer yoktur” diyen Baş, ulusal devleti, ulusal sanayii ve ulusal ekonomiyi savunmanın tutuculuk olarak lanse edildiğini ifade etti.

Milli Ekonomi Modeli evrensel bir tezdir

Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir İktisat Kongresi’nde ulusal ekonomiyi oluşturmak için temel attığını belirten Baş, “Milli Ekonomi Modeli, ismi milli olsa da sadece içinden çıktığı Türk milleti çin değil, kapitalizmin kuşattığı tüm devletleri kurtaracak bir evrenselliktedir. Uygulama alanı olarak ulasal olan bu tez içirdeği hayati maddelerle evrenseldir” diye konuştu.

Bakü’de tarihi kararlar alındı

İkincisi Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde tüm katılımcıların ortak imzasıyla tarihi kararlar alındı. İşte o kararlar:

1. Mill Ekonomi Modeli, uluslararası bir ekonomi görüşü olarak kabul edilmiştir.
2- Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli Birliği’nin kurulması kararlaştırılmıştır
3- Bu birliğin teşekkülünde görevli olarak bütün MEM Kongresi katılımcıları görev almışlardır.

Gencturk…



Filed Under (economy) by nationaleconomiy on March-10-2008

EVRENSEL MODEL Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven
Bakü’deki 2. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne katılan dünya çapında 100′ü aşkın bilim adamı, bu modelin sadece Türkiye’yi değil, dünyayı kurtaracak evrensel bir model olduğunda ittifak ettiler. İşte dallarında dünyanın en önde gelen bilimadamlarının Prof. Dr. Haydar Baş’ın teziyle ilgili çarpıcı tespitleri…

Her alanı kuşatan model

Rusya Devlet Duma Kurulunun Emek ve Sosyal Politika Başkanı
Prof. Dr. Aleksandroviç Lisiçkin:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli yanlız ekonomiyi değil küreselleşme ile ilgili tüm sorunları teşhis ve tahlil ediyor. 20. yüzyılın ortalarından başlayarak dünyada büyük değişiklikler oldu, sosyal gelişimin kalitece yeni kanunları ve tezleri ortaya çıktı. Uygarlığın gelişmesi ile ortaya çıkan olumsuz süreçlerin devamı sonucu dünya tüm alanları kapsayan küresel kriz ile karşılaştı. Küresel krizi daha da büyütüp derinleştiren ABD adlı ‘şer mahluklar imparatorluğu’dur. Bugün insanlığın kaderi, biosferi ve yeryüzünü ilmi - teknik imkanlarıyla yöneten ve kendi menfaatleri için çalışan bir grup insana bağlıdır. Çağdaş toplumlar derin çelişki içindedir. 90′lı yıllarda Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra ABD dünya üzerinde total egemenlik kazandı ve pek çok ülkeye ekonomi-finans, askeri saldırılar düzenledi. Onların amacı Rusya’nın büyük ilmi imkanlarını yok etmektir. Küresel Şer İmparatorluğu’nun Rusya, Türkiye, Azerbaycan ve diğer ülkelere karşı gerçekleştirdiği yıkıcı politikasına karşı çıkmak için Prof.Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli gerçekten kuvvetli bir temeldir. Fakat bununla iş bitmemiştir. Bunun için uzmanların, küreselleşme karşıtlarının uluslararası bir kurumda birleşmesi ve onların günlük sistemli çalışması gerekiyor. Böyle bir kurum, mutlaka bizim konferansta meydana getirilmelidir.”

Herkesi kucaklayan model

Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Ekonomi Teori Kürsüsü Başkanı,
Prof. Dr. M. H. Meybullayev:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli, toplumun tüm tabakalarının menfaatlerine cevap veren makanizmaları harekete geçiriyor. Bu mekanizma devamlı olarak toplumda sosyal adaletin yaşanmasına neden oluyor. Bu model, başta gelişmemeşi ve gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm dünya ülkelerinin kalkınmasında genel ekonomi model rolünü oynayabilir.”

Özbekistan’da da uygulanabilir

Taşkent (Özbekistan) Devlet Ekonomi Üniversitesi Ekonomi Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. L.J. Şibarşova:
“Milli Ekonomi Modeli’ne göre, devlet kendi parasını dengelemeli ve kendi sanayisini geliştirmekle uğraşmalıdır. Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli, Türkiye ekonomisi temel alınarak oluşturulmasına rağmen, pek çok ülkenin özellikle de Özbekistan’ın ekonomik gelişimine temel olabilir. Bu modeli Özbekistan ekonomisinin gelişmesinde de uygulamak mümkündür.”

Azerbaycan’ın derdine çare olabilir

Azerbaycan İktisat Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. M.M. Sadıkov:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde enflasyonu haklı olarak bir hastalık gibi değerlendiriyor. Ona göre bu hastalık parayla para kazanma sonucu ortaya çıkıyor. Kanaatimizce Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Model’i Azerbaycan gerçeklerine uzlaştırılırsa, enflasyon ve deflasyon gibi ekonomik sorunların önü kesilmiş olur.”

Orijinal ve yeni bir sistem

Azerbaycan Bilimler Akademisi Sibernetik Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. Korkmaz İmanov:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli, ekonomi alanında yeni bir düşünce olmakla bakımından çok önemli bir eserdir. Bu model ülkelerin milli ekonomileri açısından gelişimini sağlayan bir modeldir. Bu bakımdan Milli Ekonomi Modeli, büyük önem taşıyor ve dünya ekonomi biliminde büyük gelişmeleri beraberinde getirecektir.”

Liberal ekonomi çöp sepetine

Moskova Devlet Üniversitesi ve Uluslararası Organizasyon Bilimler Akademisi’nden Prof. Dr. Y.N. Kavriles:
“Ben yıllarca, ekonomi-matamatik modellerle uğraşıyorum. Liberal modellerin birçok yanlışlıkları vardır. Prof. Dr. Haydar Baş da bu yanlışları güzel bir biçimde ortaya koymuştur.”

Sosyal adalet vurgusu

Rusya Bilimler Akademisi Felsefe Enstitüsü’nden Prof. Dr. V.E. Lepski:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nin esas stratejik yönü sosyal adalete verdiği önemdir. Bugün Rusya’da çağdaş talepleri cevaplandıran bir yaşam modeli aranmaktadır. Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde olan birçok fikirler bizim aradığımız fikirlerle uzlaşıyor. Müellif, milli ölçüde ahlak kurallarına uyan bir ekonomi model ortaya koyuyor. Bu model, dünya birliğinin sağlanmasında da bir temel olabilir. Çünkü bu model sayesinde Rusya’nın ve diğer ülkelerin kalkınmasını sağlamak mümkündür. Milli Ekonomi Modeli’nin araştırılması, sosyal ve ekonomi bilimlerinde yeniliklerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.”

Farklı bir model

Rusya Doğal Bilimler Akademisi Öğetim Üyesi Dr. Lebedev Valeri Viktoroviç:
” Prof. Dr. Haydar Baş, modeliyle sömürücülerin ‘güçlünün zayıfı ezmesi’ kurallarına karşı çıkıyor. Prof. Dr. Haydar Baş ekonominin özel konularını araştırıyor, bunlar para, arz ve talep, istihdam, emisyon ve finansman politikaları, faiz ve başka konulardır. Bu model, birleşmesi zor olan iki modeli Keynes ve monetarist modelleri birleştiriyor.”
Gencturk…



Filed Under (economy) by nationaleconomiy on March-10-2008

Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven
Özellikle Avrupa Birliği ve Balkan ülkelerinin ağırlıkta olduğu bilim adamlarının Milli Ekonomi Modeli’ni tartıştığı ve iki gün sürecek kongre, birçok ulusal ve yerel kanaldan canlı olarak yayınlanıyor.

Bugün kapanış konuşmasını Haydar Baş’ın yapacağı kongreye şu isimler katıldı:

Prof. Dr Ahmad Gachamoğlu:
Organizasyon Komitesi Üyesi Azerbaycan Bilimler Akademisi
Akedemik Prof Dr V.A.Lisichkin: Rusya-Bilimler Akademisi IOIEM Başk. Yardımcısı
Dr. Harun Kayacı: IOIEM Genel Sekreteri
Prof Dr H.Knoflacher: Avursturya- Teknik Üniversitesi
Prof Dr. Ahad Rahmanzade: Almanya- Bonn Üniversitesi
Prof Dr. Francesco Daveri: İtalya Parma Üniversitesi
Prof. Dr. Cornelia Versteegh: Hollanda- Amsterdam Üniversitesi
Akademik Prof Dr. Y.Gavriletz: Rusya- Moskova Devlet Üniversitesi
Prof Dr. Patrick Boulongne: Fransa-Sorbone Üniversitesi
Prof. Dr.Philip Hanson: İngiltere-Birmingham Üniversitesi
Prof. Dr Vasil Tupurovski: Makedonya- Devlet Üniversitesi
Prof. Dr Henris Soms: Letonya- Daugavipls Üniversitesi
Prof. Dr V.A.Lisichkin: Rusya Bilimler Akademisi
Prof Dr. Francesco Daveri: İtalya Parma Üniversitesi
Prof. Dr. Valery V.Lebedev: Rusya Bilimler Akademisi
Prof. Dr. Herbert Werner: Avusturya
Martin K.Maier: Almanya
Prof. Dr. Jyri Kadak: Estonya
Prof. Dr. İlir Bejtja: Arnavutluk
Prof. Dr. cahit Babuna: Türkiye, İstanbul Üniversitesi
Prof. Dr. Ernst Zurek: Almanya Bonn Üniversitesi
Prof. Dr. Ahad Rahmanzade: Almanya Bonn Üniversitesi
Prof. Dr. Mrs Hortenzia Hosszu: Macaristina Miskolc Üniversitesi
Prof. Dr Georgia Chobanov: Bulgaristan Sofya Üniversitesi
Prof. Dr İstivan Friedrich: Hollanda
Prof. Dr. V.A.Lisichkin: Rusya Bilimler Akademisi
Prof. Dr. İbrahim Arslanoğlu: Türkiye Gazi Üniversitesi
Prof. Dr Ahmad Gachamoğlu: Azerbaycan Bilimler Akademisi
Prof Dr. Udo Steinback: Almanya Orient-İnstituts, Hamburg
Prof Dr. Milivoje Radovic: Karadağ Üniversitesi
Prof. Dr. Peter Fako: Macaristan
Doc. Dr. M. Duelger: İngiltere
Prof. Dr. Dünyamali Veliyev: Azerbaycan İlimler Akademisi
Prof. Ashraf Humbatov: Almanya
Doç.Mrs. Petra Glaser
Prof. Dr.Philip Hanson: İngiltere Birmingham Üniversitesi
Prof. Dr Henrihs Soms: Letonya Daugavpils Üniversitesi
Prof. Dr. İsmet Busatlic: Bosna
Prof. Dr. Victor Volkonsky: Rusya İlimler Akadamesi
Prof. Dr. Hans Peter Aubauer: Avusturya
Prof. Dr. İrina Hundt: Almanya Drseden Üniversitesi
Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu: Türkiye İstanbul Üniversitesi
Prof. Dr. Vasil Tupurkovski: Makedaonya Üniv.
Prof. Dr.Ata Selçuk: Türkiye Fırat Üniversitesi
Prof. Dr. Ljubormir Kekenovski: Makedonya
Prof. Dr.F.R.Grabau:Almanya Magdeburg Üniversitesi
Prof. Dr.Snezana Lakiceviç: Sırbistan
Prof. Dr. Oxana Karaus: Moldovya
Prof. Dr. Aare-Maldus Uustalu: Estonya
Prof. Dr. Stanislav P.Kolosov: Rusya
Prof. Dr. Gabor Robel: Macaristan
Prof. Dr. Patrick Boulonge: Fransa Paris 8 Üniversitesi
Prof. Dr. Yuri Gavriletz: Rusya-Moskova Devlet Üniversitesi
Prof. Dr. Alberto Ivo Dormio: İtalya
Prof. Dr. Sekib Sokolviç: Bosna
Prof. Dr. Algis Dobravolskas: Litvanya
Prof. Dr. Kalyo Donev: Bulgaristan
Prof. Dr. Ata Selçuk: Türkiye Fırat Üniversitesi
Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu: Türkiye Gaziantep Üniversitesi
Prof. Dr. Rovshan Quliyev: Rusya İktisat Üniversitesi
Prof. Dr. Hermann Knoflacher: Avusturya Viyana Üniversite
Prof. Dr. Cornelia Versteegh: Holllanda Amsterdam Üniversitesi
Prof. Dr. Patrick Boulongne: Fransa Paris 8 Üniversitesi
Prof. Dr. Krasivskaya Regina: Almanya
Doc. Dr. Eric Shaydullin: Harvard USA
Prof. İrina Polianskaia: İtalya
Gencturk…



Filed Under (economy) by nationaleconomiy on March-10-2008

Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Laughing

Coğrafi şartlar ve ekonomi sahasındaki global hareketliliğin küçük ve korumasız ekonomiler üzerinde çok büyük tesirleri olmaktadır.

Şöyle ki, hızlı para giriş-çıkışı, hızlı teknoloji transferleri ve çalışma durumları şeklinde özetlenebilir.

Estonyo, Litvanya ve Letonya gibi baltık ülkelerinde coğrafi şartlarından dolayı rekabete dayalı bir logistik sistem oluşmuştur. Bu coğrafi şartaları şu şekilde sıralayabiliriz: Uluslarası transport yollarının doğu-batı, kuzey-güney kesişim noktasında bulunması ve çok sayıda doğal limanlara sahip olması. Bu coğrafi şartlar sadece bunun için bir önşart oluştururken bu coğrafi avantajları sistematik bir şekilde faydalanarak rekabet avantajına dönüştürmek gerekiyor. Karadeniz ve baltık denizlerinin ikisi de Avrupa’nın iç denizidir. Bundan dolayı baltık ülkelerinin, Türkiye’nin ve diğer Karadeniz bölgelerinin logistik, transpor ticaret yolu problemleri benzerlik arzetmektedir. Özellikle petrol ve dogalgazın çıkarılması, işlenmesi ve ticaretinde bu durum kendini daha da bariz bir şekilde göstermektedir. Baltık ülkelerinin küçük ve korumasız ekonomileri iç ve dış dalgalanmalara karşı çok hassastırlar. Beklenen ekonomik büyüme iç talebin artması neticesınde daha çok ithalat lehine gerçekleşmektedir. Bu sebepten dolayı bu ülkelerin ekonomileri hızlı bir şekilde büyümesıne rağmen 2000 yılından bu yana dış ticaret açığı günbegün artmaktadır. Transport sektorü daha çok geçiş taşımacılığından ibarettir. Tren yolu ile gerçekleşen transportun büyük bir kısmı petrol ve petrol ürünlerinin baltık limanlarına taşınmasını içermektedir. Doğalgaz transportundan Rusya’nın izlediği politikadan dolayı baltık ülkeleri yeterince istifade edememektedirler. Baltık ülkelerindeki taşımacılık daha çok tren taşımacılığı lehine gelişmektedir. Baltık ülkeleri ticaret, transport ve transit geçiş konularında daha ziyade Rusya ve Beyaz Rusya ile problem yaşamaktadır.

Bu problemlerin asıl nedeni siyasi olduğu için çözümleri AB ve Rusya arasındaki anlaşmalara bağlıdır. AB baltık ülkelerinin en önemli ticari partneridir. Estonya daha çok kuzey ülkelerine oryante olmuştur. Letonya’nın ihracat konusundaki en önemli partneri Almanya, ingiltere ve İsveç, ithalat konusundaki partneri ise Almanya, Rusya, Litvanya ve Estonya’dır. Litvanya’nın ihracat konusundaki en önemli partnerleri İsviçre, Almanya,Rusya ve Letonya’dır. Rusya ve Almanya ithalatta %40 lık bir pay almaktadır.Gereksiz bürokratik işlemler, Rüşvet ve finans problemleri Baltık ülkeleri ile ticareti zorlaştıran en önemli faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Baltık ülkelerinde yürütülen reform programlarından dolayı yabancı sermayenin endüstrinin yeniden düzenlenmesi sürecinde en önemli faktörü teşkil ettikleri düşünülmüştür. Bu yabancı sermaye özellikle her alana yayılan özelleştirmede kullanılmıştır.

Çözüm Baş’ın modeli

Baltık ülkelerine yapılan direkt yabancı yatırımların(FDI) çoğu gözönüne alındığında bunların çokuluslu şirketlere ait oldukları görülür. Bu şirketler uluslararası emperyalist avantajları kullanarak faaliyetlerinin bu pazarlara yaymaktadırlar.

Böylelikle tüketicinin yakınında olma avantajını ucuz kalifiye işçilik ve ucuz maliyet avantajlarını ellerinde tutmuş oluyorlar. Kredi veren bankalar son yıllarda hızlı bir değişim süreci ile birlikte piyasadaki yerlerini sağlamlaştırdılar. Özellikle kuzey ve alman kökenli bankalar piyasada oldukça etkin konumdadırlar. Özetlemek gerekirse Prof. Dr. Haydar Baş kapitalist ekonomi modellerinin küçük ve gelişmekte olan ülke ekonomileri için verimsiz olduğunu ifade ediyor, ki bu tezinde haklıdır.

Baltık ülkelerinin herşeyden önce tarafsız bir MEM ne ve onun logistik programlarına ihtiyaçları vardır. Aynı zamanda tek taraflı düşünen yabancı bilirkişi ve kurumlar devredışı bırakılmalıdır.”

Ekososyal gelecek için kademeli bir milli proje

Avusturya’dan katılan Prof. Dr. Hans Peter Aubauer tebliğinde şunları söyledi: “Milli devletlerin ve fakir halkların kapitalist ekonomi modellerı tarafından hangi yöntemlerle sömürüldüğü konusu MEM de oldukça detaylı bir şekilde anlatılmış. Global sömürünün engellenmesı için MEM de ortaya konan kur politikası ve dış ticaret politikalarını çok önemli buluyorum. Kaynaklardan adil bir şekilde istifadenın sağlanması , MEM de de belirtildiği gibi sırf parasal tedbirlerle sağlanamaz. MEM de ifade edilen yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklarının devlet kontrolunde, devlet-millet ortaklığı şeklinde işletilerek halkın istifadesıne sunulması fikrini oldukça önemli buluyorum. Global sömürü odakları tarafından hazine üzerinde oturan dilenci konumuna düşürülen milletler böylelikle üzerinde oturduğu hazineden istifade etmesı sağlanmış olacaktır. Tese katkı sağlayacak şahsı görüşlerimizi tebliğin ilerleyen dönemlerinde dile getireceğim.

MEM çözüm’ün adresi

Prof. Dr. Rovshan Guliyev: MEM bir anti globalizm modelidir. Günümüzde globalleşme süreci bir ulusun diğeri tarafından sömürülmesi anlamına gelmektedir. Bu teori belirli bir millet veya belirli bir durum için yazılmamıştır. Ünlü bir sosyolog ve Nobel ödülü sahibi olan J.Buchanan ‘günümüzün sosyal ekonomik ve ahlaki sorunlarının analizinde modern ve demokratik toplumların yavaş yavaş ısrarlı bir şekilde felakete doğru yol aldıklarını ifade ediyor.

Prof. Dr. Haydar Baş’ın tezi bu yıkıcı gidişatı sona erdirecek bir nitelik taşıyor.

Sömürüyü engelleyecek yegane model

Avusturya’dan katılan Prof. Dr. Hans Peter Aubauer: “Milli devletlerin ve fakir halkların kapitalist ekonomi modelleri tarafından hangi yöntemlerle sömürüldüğü konusu MEM’de oldukça detaylı bir şekilde anlatılmış. Global sömürünün engellenmesi için MEM’de ortaya konan kur politikası ve dış ticaret politikalarını çok önemli buluyorum.

Kaynaklardan adil bir şekilde istifadenin sağlanması, MEM’de de belirtildiği gibi sırf parasal tedbirlerle sağlanamaz. MEM de ifade edilen yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklarının devlet kontrolünde, devlet-millet ortaklığı şeklinde işletilerek halkın istifadesıne sunulması fikrini oldukça önemli buluyorum.

Gencturk…



Filed Under (economy) by nationaleconomiy on March-10-2008

Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Like a Star @ heaven Arrow

Ayrıca kongreye Baltık ülkelerinden katılan bilimadamları da küresel sermayenin ülkelerini nasıl sömürdüğünü ve bu geçiş sürecinde tek kurtuluşlarının Milli Ekonomi Modeli olduğunu ısrarla vurguladılar. Prof. Dr. Haydar Baş’ın tarihi konuşmasıyla noktalanan kongrede sunulan tebliğlerden bazıları şöyle:

MEM çözüm modelidir

Milli Ekonomi Modeli’ni Rusça ve Azerice’ye çeviren ünlü ilim adamı Prof. Dr. Rovshan Guliyev tebliğinde şu hususların altını çizdi:

1- MEM bir anti globalizm modelidir. Günümüzde globalleşme süreci bir ulusun diğeri tarafından sömürülmesi anlamına gelmektedir. Prof. Dr. Baş yerinde bir çıkışla bu süreci insancıl bir yola dönüştürmüştür

2- MEM’in baska emperyalizm karşıtı teorilerden farklı yönü halihazırdaki durumu sadece eleştirmekle kalmaması aynı zamanda vaziyeti düzeltecek ve yoksulluk kısır döngüsünü kuracak mekanizmalar önermesidir.

3- MEM komünist bir teori değildir. Özel mülkiyete, şirketlere ve toplumda fakir zengin farkının varlığına karşı değildir. Aksine herhangi bir işadamı kendi planlarını gerçekleştirmek için yeterli maddi imkana sahip olmasa bile, bu projesini gerçekleştirebilir.
4- Bu model diğer ekonomi teorilerinin önemini inkar etmiyor. Bilakis teoriyi derinlemesine incelediğimizde tüm bu karışık ve birbirleriyle uyuşmaz teoriler Haydar Baş’ın milli ekonomi modelinde tam olarak açıklığa kavuşturulmaktadır.

5- MEM kavramlarla karakterize bir çalışmadır. Bu açıdan önemsiz detaylara takılmamak gerekiyor. Tam tersine gelecekteki gerçek sorunlara yönelik pratik ve teorik araştırmalara ışık tutmaktadır.

6- Bu teori belirli bir millet veya belirli bir durum için yazılmamıştır. Ünlü bir sosyolog ve Nobel ödülü sahibi olan J.Buchanan ‘günümüzün sosyal ekonomik ve ahlaki sorunlarının analizinde modern ve demokratik toplumların yavaş yavaş ısrarlı bir şekilde felakete doğru yol aldıklarını ifade ediyor.

Prof. Dr. Haydar Baş’ın tezi bu yıkıcı gidişatı sona erdirecek bir nitelik taşıyor.

Atatürk gibi lider lazım

Almanya’dan katılan Prof. Dr. Martin K. Maier, kongrede sunduğu tebliğde özetle şunları söyledi:

Günümüzde mevcut ekonomi sistemlerinde ekonomilerin gelişmesi için harcanması gereken parasal kaynaklar halkın küçük bir kısmını oluşturan mutlu azınlığa gitmektedir. Milli Ekonomi Modeli bu noktada bu küresel istismarın önüne geçecek ciddi tezler içermektedir.

Küresel sermayenin sınırötesı serbestiyeti milli ekonomileri tehdit ederek bağımsızlıklarını tehlikeye atmaktadır. Ülkelerin bu küresel tuzaktan kurtulabilmeleri için milli ekonomi modelini bir şans olarak görüyorum. MEM’in uygulanması ancak şahsiyetli, kendini Atatürk gibi milletine adamış liderler sayesinde mümkün olacaktır.

Kapitalist ekonomi modelleri insanların alım gücünü o kadar zayıflattı ki artık insanlar zaruri ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiler. Bu noktada MEM’in sosyal devlet anlayışı çerçevesinde dar gelirli vatandaşlara çeşitli adlar altında sosyal yardımlar aktararak insanların alım gücünü artırması fikri burada tıkanan ekonomiler için bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Devletlerin deflasyon sürecine girmesi halkın alım gücünün nerede ise sıfırlandığının açık bir delilidir.
Kaynak için sadece vergi yetmez

Devletin görevlerini yerine getirebilmesi için kaynağa ihtiyacı vardır, ama bunun için sadece vergi gelirleri yeterli değildir.MEM de devlet ,senyoraj geliri, madenlerın devlet-millet ortaklığı ile işletilmesi neticesinde elde edilen gelirler ve stratejik kurumlardan elde edilen gelirler sayesinde halkından aldığından daha fazlasını halkına hizmet olarak sunan bir irade konumuna gelmektedir.

Milli Ekonomi Modeli şu anda mevcut olan kölelik düzenine son verecek gibi görünmektedir. Bu kongreden sonra Milli Ekonomi Modeli’nin pratiğe geçtiğini görmek bizi memnun edecektir.

Ekonomide uyum MEM’le gerçekleşir

Rusya’dan katılan Prof. Dr. A. Lebedev’in tebliği özetle şöyleydi:

“Devrim yaratan dinamik sistemlerde uygulanan, bağımlılık yaratarak netice alma yöntemleri, makro ekonomik süreçlerin gelişimini önemli derecede etkiliyor.

Görüs ifadesine açık olan problemleri Prof. Dr Haydar Baş ana hatlarında
Sosyal devlet ve sosyal eşitlik kavramları ile kalıcı ve sürekli gelişim sağlayan
bir ekonomi modeline erişmiştir.

Bu önemli çalışmalar ve görüşlerin matematik formüllerini geliştireceğini düşünüyorum.
çünkü bana göre bu çalışma milli ekonomi modelindeki formülleri kendi içinde bağdaştırıyor.
Bilindiği gibi makro ekonomi sistemi eşitlik sağlayan kalıcı kurallara bağımlıdır. Makro ekonomi sisteminin devrim analizinde belirtilen iki kalıcı koşul vardır; bir sektör modellerinin Soloy yöntemini yansıtır.

Bifurkasyon teorisi gelişim ve teknolojide kullanılan 3 boyutludur. Devrim karakterlerinin analizi makro ekonomi modelinin gelişiminde üretime bağımlıdır ve bu yöntemn gayri safi milli hasıla üretiminde uygulanır.

Milli Ekonomi modeli eşit boyutlarda gelişir ve bu şekilde dengeli bir uyum oluşturur. Orjinal modelde oldugu gibi Cobb Douglas fonksiyonlarının doğrusal- homojen üretim fonksiyonları gibidir.

Üretim fonksiyonları yönlerini dengesiz bir şekilde değiştirirken paralel olmayan veriler oluşturur bunlara önceden söylemiş olduğum gibi doğrusal-homojen dengeli gelişim denir. Fakat bunun aksine dengesiz dağılmaya da heterojen denir. Bunlar ise tabii ki bu gelişim süreci de gayri safi milli hasılayı ciddi derecede etkiler.

Fakat Modelde tespit edildigi gibi eşitlik dengelerinin stratejik bir sekilde az üretimden cok üretime geçis süreci anahatları ile belirtilmiştir.

Eşitlik dengelerinin bozulduğunda acil insiyatif oluşturmanın mümkün olduğunu modelde tespit etmiş bulunuyorum.

Stratejik olarak makro ekonominin büyümesi, problemlerin parametrelerini doğru çözümlemeye bağlar bu da kişi başı tüketimi yükseltecektir.

İnsiyatif kullanarak insiyatif oluşturabilmek bağımlı kalmamak (histeri efektleri) dengeyi bozmadan hedefe ulaşmasını sağlar.

Sistem toplumda eşit boyutlarda gerçek üretimin kalıcılık ve süreklilik sağlayabilmesi için eşit olan değerleri sağlamış bulunuyor.

Hareketsiz ve katı kurallarla donatılmış olan bir sistem üretimdeki sıkıntıları bağımlı olduğu için gideremez. Halbuki esnek olan bu sistem bunun da çözümünü beraberinde getiriyor.

Milli Ekonomi Modeli sorunlara çözümsel anlamda bir ayar oluştururken milli gelir düzeyini de düzenliyor.

Sözünü ettiğim matematik modelleri Milli ekonomik model tasdikliyor. Rekabetin ve pazar gücünün birbirinden ayrı yönlere doğru frenleri yoktur. Bu önlemler son derece önemsenmesi gerekir. Yabancı şirketlerin yatırımlarını geri çektiğinde üretimin parçalanmasına müsaade etmemeliyiz. İşte tam burada ekonomiyi ayakta tutmak ve güçlendirmek gerekir.

Toparlamak gerekirse netice olarak tüm veriler, hesaplamalar, yüksek derecede kalite oluşturmaktadır. Tüm parametrik hesaplar yapılmış ve hakikatı yansıtmaktadır. Makro ekonomik veriler istatistik düzeyde hayal ürünü değildir.”

Globalleşme sürecinde devletlerin ekonomik durumu

Globalleşme sürecinde yeraltı kaynaklarının aşırı istismarı neticesinde doğal kaynaklara olan talep ekolojik dengeyi bozacak seviyeye ulaşmıştır. Birçok canlı türünün neslinin tükenmiş olması, toprak erosyonları , iklim değişikliklerini örnek olarak verebiliriz. Nüfüsun çok az bir kısmı kaynakların büyük bir kısmından istifade etmekte ve kontrollerinde bulundurmaktadır. Toplumun büyük bir kısmı ise kaynaklardan yeterince istifade edememektedir. Bu eşitsizlik hergeçengün daha da artmaktadır. Hergeçengün gerekirse güç kullanmak sureri ile de olsa kaynakları kontrol altında tutma çabaları çok tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Fakirleştirilen halk kitleleri zamanla kendi geleceklerini oluşturacak siyasi iradelerini de kaybederek tamamen bağımlı hale gelmektedirler. Globalleşme sürecinde fakir ile zangin arasındaki açı daha da büyümüştur. Bu durum işsizliğin artmasına ve kitlesel boyutta göçlere sebep olmaktadır.Uluslararası kurum ve kuruluşlarda bu duruma kayıtsız kalmaktadırlar. Tam bu noktada MEM nin, kaynakların ihtiyaçları karşılaması noktasında yeterli olduğu, dolayısı ile kaynak bölüşümü noktasında kavga etmemize gerek yoktur görüşünü çok önemli buluyorum.

Modern ekonomi teorilerinin bugünkü mevcut ekonomi problemleriyle yüzleştirilmesi

Günümüzde kurtuluş ekonominin globalleşmesınde aranmaktadır. Global sermaye üretim maliyetlerinin düşük olduğu, ekostandartları düşük olan ülkelerde üretimi tercih etmektedir.Nerede olursa olsun ucuz mallar revaçta, tüketiciler reklamlarla yanlış bilgilendirilmektedir. Bu sayede global sermaye sahipleri yüksek miktarlarda haksız kazançlar elde etmektedirler. Aşırı rekabetten dolayı ekosistem zarar görmekte, doğal kaynaklar israf edilmektedir.
Devlet iradesi devreye girmeli

Kainattaki kaynaklar hernekadar ihtiyaçları fazlası ile karşılayacak miktarda isede mümkün olduğu kadar ihtiyaçların karşılanmasında yenilenebilen kaynaklar tercih edilmelidir. Kaynak israfının önüne geçmek için devlet iradesi mutlaka devreye girmeli, gerekirse uluslararası anlaşmalarla garanti altına alınmalıdır. Kaynak kullanımında sertifika zorunluluğu getirilmeli, bu sertifakalar enflasyondan etkilenmemeli ve faizsiz olmalıdır. »

Gencturk…



Filed Under (Uncategorized) by nationaleconomiy on March-10-2008

Welcome to Freeblogit.com. This is your first post. Edit or delete it, then start blogging! Thanks…gencturk