Archive for the ‘economy’ Category
Filed Under ( economy) by nationaleconomiy on April-21-2008
|
|
|
Prof. Dr. Haydar Baş’tan ’’Sosyal Devlet’’ projesi

15 ülkeden 100’ü aşkın bilim adamı Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Sosyal Devlet Milli Devlet” tezinin Türkiye ve dünya için tek çıkış yolu olduğunu Bursa’dan tüm dünyaya haykırdı.
Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli Birliği’nin Türk milletinin geçmişte üç kıtaya hükmettiği Osmanlı İmparatorluğun merkezi olan Bursa’da tertip ettiği 4. Uluslararası Sosyal Devlet Milli Devlet Kongresi sona erdi. Bursa’daki tarihi kongreye 15 ülkeden 100’ü aşkın bilim adamı iştirak etti. Kongreye ilim adamı düzeyinde katılan ülkeler şunlar; İsviçre, Almanya, Rusya, Estonya, Fransa, Hollanda, Kazakistan, Macaristan, İspanya, Finlandiya, İngiltere, Bosna hersek, Özbekistan, Azerbaycan ve Türkiye. İki günde toplam altı oturum şeklinde gerçekleştirilen kongreye tebliğ sunan akademisyenlerin yanında çok sayıda misafir bilim adamı da katıldı.
Prof. Dr. Baş dakikalarca alkışlandı
İki gün boyunca devam eden “Sosyal Devlet Milli Devlet” kongresi Prof. Dr. Haydar Baş’ın muhteşem bir kapanış konuşmasıyla tamamlandı. Prof. Dr. Haydar Baş kapanış konuşmasını yapmak için kürsüye, kongreye katılan 100’ün üstünde yerli ve yabancı bilim adamlarının ayakta alkışları arasında geldi. Akademisyenlerin Prof. Dr. Haydar Baş’ı alkışlamaları dakikalarca devam etti. “Sosyal Devlet Milli Devlet” tezinin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş’ın konuşması sık sık alkışlarla kesildi. Prof. Baş’ın kapanış konuşması yaptığı sırada yerli ve yabancı bazı akademisyenlerin ayağa kalkarak alkışlamaları dikkatlerden kaçmadı.
Kapanış konuşması tezin sahibinden
Bursa’da iki gün süren “Sosyal Devlet Milli Devlet” kongresi Prof. Dr. Haydar Baş’ın muhteşem bir kapanış konuşmasıyla tamamlandı
Pazar günü kongrenin oturumlarının tamamlanmasından sonra başlayan Prof. Dr. Baş’ın konuşması kongrenin tüm yorgunluğuna rağmen bilim adamları tarafından ilgiyle sonuna kadar takip edildi. Prof. Dr. Haydar Baş aynı zamanda kongrenin konu edindiği “Sosyal Devlet Milli Devlet” teziyle ilgili çok geniş ve çarpıcı bir değerlendirme yaptı. Kapanış konuşmasında Prof. Dr. Haydar Baş’ın değindiği bazı konular şunlar;
İnsanlık aradığını tezimizde bulmuştur!
Sosyalizm ve kapitalizmden umduğunu bulamayanlar, esaretten bıkan halklar çare olarak Milli Ekonomi Modeli’ne sarılmıştır. Bağımsızlık için gerekli bu özellik dikkate alındığında, iktisat literatürüne girmiş olan milli ekonomi modelinin, uluslararası iktisat tezi olarak kabul görmesi tabiidir. Milli ekonomi modelinin bugün dünyanın bütün iktisat sitelerinde yer almış olmasının sebebi, insanlığın aradıklarını bu tezde bulmasıdır.
Sosyal devlet hakları garanti eder!
Vatandaşların sosyal devletten beklentileri devletin vatandaşının geçimini temin etmesi ve vatandaşlarına iş imkânlarını sağlaması, sağlık ve barınmasını garanti altına almasıdır. Bugün AB ülkeleri de dâhil bu imkânları vatandaşlarına hazırlayamamıştır. AB’nin işsizliğe bulduğu tek çare yarım gün çalışma yöntemidir. Sosyal devlet ise, Milli Ekonomi Modeli ile tam istihdamı garanti altına almaktadır.
Sosyal devlet ‘alan el değil veren el’dir!
Milletinden vergi olarak toplanandan daha fazlasını millete veren devlete “sosyal Devlet” denir. Sosyal devlet alan el değil, veren eldir. Sosyal devlette, vatandaşa verilecek sosyal yardımların başında “Vatandaşlık Maaşı” gelir. Sosyal devlet demek, işsizlik konusunu halleden devlet demektir. Bu devlet kalıcı ve sürekli bir büyümeyi sağlar. Böyle bir piyasada herkes imkânlardan istifade edebilir.
Gerçek sosyal devlet vergi almaz!
Gerçek sosyal devlet hayata geçtiğinde tüketiciden vergi almayan bir devlet anlayışı ortaya çıkar. Her gelir grubundan aynı oranda vergi almanın yanlış olduğunu ifade ediyoruz. 100 milyarın altında geliri olandan vergi alınmaz. Bu tüketici grubuna devletin bir desteğidir.
Kongrede ne dediler?
Model bütün insanlık için kurtuluştur Prof. Dr. Juhani Tamminen – Finlandiya
Finlandiya’da Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nin birçok enstrümanları koruyucu tedbir olarak uygulamaya alındı. Örneğin, bazı dev Fransız şirketleri uranyum madenlerini topyekûn almaya kalkıştı. Ama hükümet yerinde müdahalelerle bu ve bunun gibi olaylara meydan vermedi. Kongremizin temelini oluşturan sevgili meslektaşımın eseri, Finlandiya gibi milli varlığını korumanın güçlükleriyle boğuşan ülkeler için son derece kıymetli bir rehber teşkil etmektedir. Diyebilirim ki, yeni sömürgecilik arayışlarına karşı koymak isteyenlerin elinde artık pratik ve kapsamlı bir rehber ve bir doğru yanlış çizelgesi vardır. Bu rehber, sadece Türk milleti için değil, hiçbir din ve ırk farkı gözetmeksizin bütün insanlık için bir kurtuluş projesidir, barış, adalet ve kalkınma modelidir. Bu modelin sahibi Prof. Dr. Baş’ı yürekten tebrik ediyorum.
Prof. Dr. Baş yüz akı bir bilgedir! Prof. Dr. Jyri Kadak – Estonya Tallinn Üniversitesi
Yirminci yüzyıl sonlarında, devlet ve vatandaş arasındaki bağın hiçbir mantıki gerekçeye dayanmadan yıpratılması, hatta koparılmaya çalışılarak dengelerin zorlanması çok ciddi problemlerden biridir. Eserde benim en önemli bulduğum yön bu problemi telafi eden bir mekanizmayı somutlaştırması ve formülleştirmesi. Prof. Dr. Baş, devleti güçlendirirken, Sosyal Devlet enstrümanlarıyla milleti de kuvvetlendiriyor; “kaba devlet”i değil, bilakis “baba devlet” yapısını oluşturuyor. Model, öyle bir yapı geliştiriyor ki, hiçbir din, ırk ve sınıf farkı gözetmeksizin herkesi destekliyor, herkes kabiliyetine göre bu destekten azami istifade ile ya katma değer üretiyor veya üretilene müşteri olarak ekonominin sürekli büyümesine katkı sağlıyor. Bu yaklaşım, bugün insanlığın tıkandığı noktada, beklenen yaklaşımdır. Bu bağlamda sayın Prof. Dr. Baş, insanlık ve bilim adına bir yüz akı bilgedir.
Bu tez küreselleşmeye panzehirdir Prof. Dr. Patrick Boulogne – Fransa Paris Üniversitesi
Beni bu kongreye davet ettiklerinden ötürü Türk dostlarıma çok teşekkür ederim. Dostane olduğu kadar saygın olan böylesi bir ortamda düşüncelerimi ifade edebilmek benim için bir onurdur. Tehlikeli gerilimlerin gittikçe yoğunluk kazandığı günümüz dünyasında, yaşananları anlamak, tahlil etmek ve çözüm getirmek tüm dünyadaki aydınların acil sorumluluğudur. İşte bu çerçevede Prof. Dr. Haydar Baş’ın “Sosyal Devlet, Milli Devlet” tezi uluslar için bir can simididir ve insanlık tarihi açısından önemli bir aşamadır. Küreselleşme döneminde ‘milli devlet’e vurgu yapılması hayati derecede önemlidir.
Prof. Baş kalkınmanın adresini göstermiştir Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu – İstanbul Üniversitesi
Prof. Dr. Haydar Baş Milli Devlet–Sosyal Devlet modeli ile bütün ulusların kendi kendine nasıl yetebileceklerinin nasıl kalkınabileceklerinin anahtarı olan Mili Ekonomi Modelini uygulayarak dünyanın beklediği barışa, sosyal adalete ve demokrasiye ulaşabileceklerinin adresini göstermektedir. Ve Prof. Dr. Haydar Baş Milli Devlet ve Milli Ekonomi tezleri ile fakirliği ve yoksulluğu ortadan kaldıracak projelerle insanlığın önüne yeni ufuklar açmaktadır.
Sosyal Devlet tezine hayran kaldım Prof. Dr. Metin TULGAR
“Sosyal Devlet/Milli Devlet” kitabının her cümlesini dikkatle ve hayranlıkla okuyorum. Bu tezin, Müslüman Türk dünyasının tezi olmasından onur duyuyorum. İnsan hakları, demokrasi ve özgürlük gibi kutsal kavramların bilinçli şekilde çarpıtıldığı günümüzün karmaşık ortamında umutsuzluk değil umut mesajlarıyla insanlığa mutlu gelecek müjdesi veren bu eserin her cümlesi dikkatle ve özümsenerek okunmalı kanaatindeyim. Güçlü devlet, güçlü ordu ve sağlam aile yapısı kurumlarını temel ilke edinen “Sosyal Devlet/Milli Devlet” tezi ulusal potansiyelimizi idrak ederek yeniden kimliğimizi kazanmamızı öngörmektedir. Milli Ekonomi Modeli kendi kendine yeten bir kalkınmayı ve sürekli büyümeyi sağlayarak devletlerin siyaseten bağımsız olacaklarını ifade etmektedir. Bu önemli eseri, kurtuluş reçetesi arar haldeki insanlığa sunan Sayın Prof. Dr. Haydar BAŞ Hocamızı yürekten kutluyorum.
TUNALIM…. |
|
|
Filed Under ( economy) by nationaleconomiy on March-10-2008
TÜRK MİLLETİ,5000 yıllık tarihiyle, 1400 yıllık Türk-İslam Medeniyeti ile ve 82 yıllık Cumhuriyet birikimiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti, Avrupa ve Asya kıtalarının kesiştiği en tarihi ve stratejik bölgede yer almaktadır.
Siyasi, ekonomik ve sosyal çatışmaların merkezinde ve hedefinde olduğu halde, tarihinden ve inancından aldığı güçle dimdik ayaktadır ve aynı zamanda tüm Türk-İslam dünyasının ve dünyanın mazlum milletlerinin son umududur.
Var olduğu günden bu yana Türk Milleti, kendisini yükselten ve yücelten tarihi misyonuna sahip çıktığı dönemlerde insanlığa adaleti ve insan haklarını doya doya yaşatmış, teknolojiyi ve medeniyeti öğretmiştir.
21. yüzyıl Ulusal Egemenlik kavramının değiştiği bir yüzyıldır. Nitekim küreselleşmenin ideologlarından John Naisbitt şu yaklaşımı sergiliyor:
“Büyük şirketlerin özerk ve küçük ünitelere bölünerek, daha iyi çalışabileceklerini görüyoruz. Aynı durum, ülkeler için de geçerlidir. Eğer dünyayı tek pazarlı bir dünya haline getireceksek, parçaları küçük olmalı…”
Asırlar boyu sinsi bir şekilde yürütülen siyasi,kültürel ve sosyal faaliyetlerin sonucunda yok olma tehlikesi ile karşı karşıya gelen Milletimiz, verdiği İstiklal Savaşı neticesinde Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Kuvay-ı Milliye ruhu ile kendine dönmüş, bağımsızlığına kavuşmuş ve özgürlük mücadelesi veren milletlere örnek olmuştur.
Atatürk, 1 Mart 1922′de yaptığı Meclis açılış konuşmasında şöyle diyordu: “Her şeyden önce milli amacımız olan bağımsızlığımızı sağlamaya ulaşmaktan başka bir şey düşünemeyiz. Bu nedenle de bizce önemli olan mali gücümüzün, bu sonucu sağlamaya yeterli olup olmayacağıdır.
…Memleketimizin gelir kaynakları, milli davamızın güvenle sonuçlandırılmasına yeterlidir. Yoksunluklar içinde olsa da milli gücümüz, bugüne kadar olduğu gibi, dış devletlerden borç almadan memleketi yönetecek ve amacına ulaştırabilecektir.”
Mustafa Kemal, yeni kurulan devletin “tam bağımsız” olabilmesi için “ekonomik bağımsızlığın” şart olduğunu özellikle vurgulamış, kapitülasyonları kaldırmıştır. 1923′te İzmir’de İktisat Kongresi düzenleyerek Milli ekonomiyi canlandırmaya çalışmıştır. Kongrede, “ulusal bağımsızlık ilkesi”nden kesinlikle vazgeçilmeyeceği ve bu ilke içinde kalkınmanın gerçekleştirileceği kararlaştırılmıştır.
Yani bağımsızlık ile kendi ayakları üzerinde durabilen bir ekonomi arasında direkt bir bağ vardır.
Devletimizin kurucusu Atatürk’ün döneminde, yani 1938′e kadar çeşitli sahalarda kalkınma plan ve projeleri uygulanmış ve çok büyük başarılar elde edilmiştir.
Bu dönemde kalkınmada uygulanan Milli Model ile ülkemiz Belçika’ya uçak ihraç edecek seviyeye ulaşmıştır. Fakat Atatürk’ten sonra ülke tekrar siyasi, kültürel, ekonomik vs. topyekün bir kuşatma altına alınmış; Batılı devletler, Mustafa Kemal döneminde hayata geçiremedikleri SEVR projesini AB ve IMF yoluyla gerçekleştirmeye başlamışlardır.
Uluslar arası şirketlerin devletimizin bütçesine yön verdiği IMF ve Dünya Bankası kıskacında ülkemizin kaynaklarının ve her türlü imkanlarının kullanıldığı, özelleştirmenin, KİT’lerin satışının, Uluslar arası Tahkim’in, tahdit kanunlarının ve AB’ye uyum adı altında çıkarların yasaların hayata geçirildiği bir süreçte Türkiye, hakikatte “bu küçük parçalara ayrılma projesi”ni yaşamaktadır.
Ekonomik bağımsızlığın, devletlerin bağımsızlığında gün geçtikçe daha belirleyici bir esasa dönüştüğü bir dünyada yaşıyoruz.
Gencturk…
|
Filed Under ( economy) by nationaleconomiy on March-10-2008
 |
| Bugün dünya İktisat tarihinde yepyeni bir dönemin başlangıcı… Gelişmemiş, gelişmekte olan ve gelişmiş ülkelerin iktisadi problemlerine ve açmazlarına çözümler getiren Milli Ekonomi Modeli bugün İstanbul’da hem Batıdan, hem de Doğudan gelen 100′ü aşkın iktisatçı ve bilimadamının katılacağı geniş katılımlı bir Kongre ile dünya kamuoyuna takdim ediliyor. Kongreye Türkiye, ABD, Almanya, Azerbaycan ve Rusya’dan çok sayıda bilimadamı ve iktisatçı konuşmacı olarak iştirak edecek.İktisat tarihinde devrim
Milli Ekonomi Modeli, İktisat biliminin tanımından başlayarak, bugüne kadar insanlığa ‘yanlış belletilen’ onlarca kavramı ve teoriyi ilga edip, yerlerine ‘günümüze ve geleceğe hitap eden’ tarifler getiriyor. Model, Kapitalist sistemin dayandığı Azalan Verimler Kanunu, Miktar Teorisi ve Phillips Eğrisi gibi onlarca teoriyi çöpe atıyor. Milli Ekonomi Modeli ile bir yandan İktisat bilimi yeni bir ‘teorik çerçeveye’ oturtulurken, öte yandan yanlış iktisati sistemlerin toplumlar üzerinde yolaçtığı yıkımların ortadan kaldırılması için yepyeni para ve maliye politikaları öneriliyor. Daha açıkçası, Milli Ekonomi Modeli ile İktisat bilimi hem teorik, hem de uygulamalı olarak baştan aşağıya yenileniyor.
Kongre 2 gün sürecek
Bugün başlayacak Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi, iki gün sürecek. Kongre’nin açılışı bugün 09.00′da Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’nda gerçekleştirilecek. Saat 18.30′a kadar sürecek toplantıda 4 oturum yapılacak. Kongrenin açılış konuşmalarını Sakarya Üniversitesi’nden Doç. Dr. Emin Gürses, Araştırmacı yazar Zafer Yalçın ve Marmara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ferit Hakan Baykal yapacak.
Kapanış Prof.Dr. Baş’tan
Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne yarın Cevahir Otel’de devam edilecek. Kongrenin 5. ve 6. oturumları burada gerçekleştirilecek. Model ve tezin sahibi BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, yarın saat 15.00′te Kongre’nin kapanış konuşmasını yapacak.
İşte Milli Ekonomi Modeli’nin ana hatları
Milli Ekonomi Modeli nedir?
Milli Ekonomi Modeli (MEM) insanın sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklardan karşılanması ilmi ve ülkelerin gerektiğinde her türlü mal ve hizmeti üretebilme gücüne sahip olması, iç ve dış harcamalarının borçlanmadan temin edilmesinin adı ve formülüdür. Milli Ekonomi Modeli, ülkelerin kalkınmasının ve ekonomik bağımsızlığın yegane yoludur.
Farklı bir İktisat tanımı
Milli Ekonomi Modeli, diğer ekonomik modellerden daha başlangıçta, yani İktisat biliminin tarifinde ayrılmaktadır. Kapitalist sistemde İktisat “İnsanların sınırsız ihtiyaçlarının sınırlı kaynaklarla karşılanması bilimi” olarak tarif edilmişken, Milli Ekonomi Modeli bu tanımlamayı ilga ederek, şu tarifi getirmektedir: İktisat, insanların sınırlı ihtiyaçlarının sınırsız kaynaklarla temin edilmesi bilimidir. Sınırsız olan insanların ihtiyaçları değil ihtiraslarıdır.
3 temel hedef
Milli Ekonomi Modeli, kapitalist ve diğer ekonomik sistemlerin bir türlü çözüme kavuşturamadığı şu 3 temel hedefi garanti etmektedir.
1) Gelir dağılımında denge
2) Sürekli büyümenin yakalanması
3) Tam istihdamın sürekli sağlanması
Milli Ekonomi Modeli gücünü nereden alıyor?
Milli Ekonomi Modeli, ortaya koyduğu hedefleri yakalamada çok önemli iki güce dayanıyor: Para ve Devlet…
Farklı bir para tarifi
Milli Ekonomi Modeli, paraya çok farklı bir tarif getirmektedir. Modele göre para, mübadele (değişim), tahrik unsuru olma, tasarruf ve üretilen mal ve hizmetlerin karşılığı olma özelliklerine sahiptir. Paranın tahrik unsuru olma ve emeği devreye koyma özelliği diğer sistemlerde mevcut değildir.
Devletin rolü
Milli Ekonomi Modeli’nde devlet, vatandaşlarının gıda, barınma, eğitim, sağlık, güvenlik gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür. Bu haklar doğumla kazanılır. Bir insanın üretim kabiliyeti olsun veya olmasın, her yaşta tüketim hakkına sahiptir.
Bu amaçla devlet, emisyon hacmini arttırmak suretiyle proje karşılığında üretimi teşvik ettiği gibi, sosyal devlet olmasının gereği olarak tüketici kesimini destekleyerek gelirin adil bir şekilde dağılımını sağlar.
Devletlerin para basma hakkı
Emisyon ile devletlerin elde ettiği gelire ‘senyoraj’ denir. Azgelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları, küresel güçlerin baskıları nedeniyle kendi milli paralarını basamamakta, bunun yerine güçlü devletlerin paralarını faiz ödeyerek kullanmaktadırlar. Milli Ekonomi Modeli, bu çarpık uygulamaya son verecektir.
Temel hedef
Milli Ekonomi Modeli’nin hedefi üretim ile tüketim arasındaki dengenin oluşturulmasıdır. Bu nedenle tüketim kesiminin desteklenmesi, sürekli büyümenin sağlanması için olmazsa olmaz şarttır.
Milli Ekonomi Modeli’nde faizin yeri
Faiz, Milli Ekonomi Modeli’nde bir hastalık olarak tanımlanmıştır. Faiz, gelir dağılımında dengeyi bozduğu gibi üretim ve tüketimi de engellemektedir.
Milli Ekonomi Modeli kime hitap etmektedir?
Bu model, tüm gelişmemiş, gelişmekte ve gelişmiş ülkelere yani dünyada yaşayan 6 milyarı aşkın insana hitap etmektedir. Model, geliştiricisi Prof. Dr. Haydar Baş’ın ifadeleriyle “Bize ait değerlerin bir açılımından ibaret olup, meselelere Batı gözlüğü ile değil, Müslüman Türk insanının sahip olduğu ölçüyle çözüm getirmektedir.”
OTURUM VE KATILIMCILAR
26 Kasım 2005 Cumartesi 09:00-19:00
Lütfi Kırdar Kongre Sarayı
Misafir Konuşmacılar : Doç.Dr. Emin Gürses Sakarya Üniversitesi / Zafer Yalçın Araştırmacı Yazar / Prof.Dr.Ferit Hakan Baykal Marmara Üniversitesi / Metin Aydoğan / Doç.Dr. Elxan Azizov Zekeriyaoğlu Bakü Devlet Üniversitesi Şarkiyat Fakültesi Dekanı / Ali Osman Ulusoy TTSO Meclis Başkanı Türk İran İş Konseyi Başkanı
1.Oturum Başkan: Selim Kotil Bağımsız Sanayici İşadamları Derneği Başkanı Konuşmacılar : 1.Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu İstanbul Üniversitesi / Prof. Dr. Ruşen Quliyev Azerbaycan Cumhuriyeti İktisadi İnkişaf Bakanlığı İktisadi İslahatlar Şube Başkanı / Mustafa Çınkı Araştırmacı - Yazar / Prof. Dr. Yakup Çiçek Marmara Üniversitesi
2.0turum Başkan: Harun Kayacı Öğretim Üyesi Konuşmacılar : Prof. Dr. Sania Baltanova Kazan Eğitim Enstitütüsü - Tataristan / Dr.Sani Ak İllinois Üniversitesi / Doç. Dr.Fikri Pala Uludağ Üniversitesi İşletme Bölümü / Doç.Dr.Rauf Memmedalioğlu Azebaycan Bilimler Akademisi / Prof. Dr. Ata Selçuk Fırat Üniversitesi
3.0turum Başkan: Dr. Fuat Şengül (Enerji) İGDAŞ Eski Genel Müdürü Konuşmacılar : Dr. Eric Shaydullin Harvard Üniversitesi / Prof.Dr.Xosrov Kerimov Bakü Devlet Üniversitesi İktisat Teorisi Bölümü / Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu Gaziantep Üniversitesi / Prof. Dr. Rızvan Paşayev Bakü Devlet Üniversitesi Tatbiki Riyaziyad ve Kibernetika Fakülte Dekanı / Prof. Dr. Cahit Babuna İstanbul Üniversitesi
4.0turum Başkan: Ali Gedik Milli Kalkınma Platformu Bşk. Konuşmacılar : Prof. Dr. M. Hasan Meybullayev Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi / .Dr. Ercan Gül İktisad Danışmanı-Almanya Rheinland Pfalz Eyaleti / Prof. Dr. Mehmet Palamut Uludağ Üniversitesi Prof. Dr. Anıl Çeçen Ankara Üniversitesi
27 Kasım 2005 Pazar 09:00-19:00
Cevahir Otel Oditoryum
5.0turum Başkan: Prof. Dr. Ata Selçuk Fırat Üniversitesi Konuşmacılar : Prof. Dr. Ahmet Qaşanoğlu Felsefe ve İktisat Doktoru , Sosyolog / Prof. Dr. Fehim Üçışık Marmara Üniversitesi / Prof. Dr. Victor Volkonskiy Rusya Bilimler Akademisi / Prof. Dr. Ziyad Samedzade Azerbaycan Milli İlimler Akademisi / Prof. Dr. Hidayet Sarı İstanbul Üniversitesi
6.0turum Başkan: Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu Gaziantep Üniversitesi Konuşmacılar : Doç. Dr. Ali Kemal Gürbüz Balıkesir Üniversitesi / Prof. Dr. Muhammed EI Faruque İllinois Üniversitesi USA / Prof. Dr. Victor Minin Rusya Bilimler Akademisi / Prof. Dr. Dünyamalı Veliyev Azebaycan Üniversitesi İktisadi Teori Bölüm Başkanı / Prof. Dr.İbrahim Arslanoğlu Gazi Üniversitesi / Prof. Goulnur Baltonova Kazan Devlet Üniversitesi - Tataristan
KAPANIŞ KONUŞMASI: PROF. DR. HAYDAR BAŞ |
|
 |
Küresel oyunların Türkiye’yi getirdiği son
Prof. Dr. Haydar Baş, küresel oyunlar neticesinde Türkiye’nin getirildiği
durumu şöyle ortaya koydu:1-Bugün ülkemizde vergi gelirlerinin tamamı, iç ve dış borçlarımızın faizlerini dahi karşılayamaz durumdadır.
2-Ülkemiz, ‘yüksek faiz - döviz- borç’ kısır döngüsü içindedir.
3-Ülkemizin TELEKOM, ERDEMİR, TÜPRAŞ gibi yüksek kâr getiren kuruluşları, değerinin çok altında fiyatlar karşılığında özelleştirilmiştir.
4-Piyasalarda tedavülde olan yerli para miktarı yeterli değildir.
5-Devlet borç yükünü çevirmek için Hazine ihaleleri ile bankalara başvurmaktadır.
6-Türkiye’de devlet piyasanın ihtiyacı olan emisyonu sağlayamadığı için, ABD Merkez Bankası para basarak Türkiye’deki bu açığı gidermekte ve böylece yabancı para birimleri milli paramızın yerini almaktadır.
Nobel Ödülünü hak eden model
Kongre’de en çarpıcı tebliğlerden biri Kazan Devlet Üniversitesi’nden Prof. Dr. Goulnur Baltonova ‘dan geldi. Baltonova, “İktisat teorisi, istatistik, matematik ve enformasyonun gerçek sentezi olan çalışmasıyla Profesör Haydar Baş’a da bir Nobel ödülü gerekecektir. Bunda milli sistemi ve modeli mühim rol oynayacaktır” dedi.
Bilim Dünyası gurur duyuyor
Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde tebliğ sunan bilimadamları Prof. Dr. Haydar Baş’ın ‘Model’i ile tanışmaktan son derece mutlu olduklarını ifade ettiler. İşte bilim adamlarının Model ile ilgili çarpıcı tespitleri:
Yeni ve orijinal bir tez
Dünyanın ihtiyacı olan ilmî inkişafın adı olarak nitelediği Milli Ekonomi Modeli tezi hakkında Prof. Dr. Ahmet Qaşamoğlu, “Müellif kitabı Milli İktisadi Model adlandırsa da kitaptakiler bir model anlayışından hayli geniştir. Aslında yeni ve orijinal bir teoridir” tespitinde bulundu.
Dahiyane tespitler
Doç Dr. Ali Kemal Gürbüz de “Milli bir devletin emisyon yaratma kabiliyetinde olan ve dolayısıyla senyoraj geliri elde etmeye hakkı bulunan bir devlet olarak tanımlanması, belki çoğu kimsenin bildiği, ama bugüne kadar kimsenin Sn. Haydar Baş kadar güzel bir şekilde ifade etmediği bir gerçektir. Yine AB nin niçin dağılmaya mahkum olduğunu buna benzer hususlarla ilişkilendirmesi oldukça dahiyanedir” dedi.
Çıkış yolunu gösteriyor
Prof. Dr. Hidayet Sarı ise “Prof. Dr. Haydar Baş, sunduğu ‘Milli Ekonomi Modeli’ teziyle şimdiye kadar uygulanan ekonomi modelleriyle nasıl bir batağa sürüklendiğimizi ortaya koyduktan sonra buradan çıkış yollarını açıklamakta ve yol göstermektedir. Bu model, sadece ülkemiz için değil dünyanın da ekonomik olarak kurtuluşunu müjdeliyor” dedi.
Para her kesimin hakkı
ABD Illionis Üniversitesi’nden Prof. Dr. Muhammed Al Faruque ise “Model, bunun yanında, devleti ve parayı hedeflenen ekonomik çözümlerin elde edilmesinde önemli bir güç olarak kullanmayı amaçlamakta, para ve kaynakların dar bir kesimin elinde tekelleşmesini önlemeyi de garanti etmektedir” diye konuştu. |
Gencturk….
|
Filed Under ( economy) by nationaleconomiy on March-10-2008
 |
Dünyanın dört bir köşesinden gelen 100′ü aşkın bilim adamı Azerbaycan’da düzenlenen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde, BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın ekonomi modelinin 21. asrın modeli olduğunu vurgulayarak, dünya halklarının bu model etrafında birleşmesi gerektiğini kaydettiler
Azerbeycan’da tarihi gün
BTP Genel Başkanı Baş’ın ortaya koyduğu Milli Ekonomi Modeli (MEM), Azerbaycan’ın başkenti Bakü’deki Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi’nde ele alındı. Türkiye’den Rusya’ya, İran’dan Almanya’ya, Kırgisiztan’dan Kazakistan’a 25 ülkeden 100′ü aşkın bilim adamı Milli Ekonomi Modeli’nin Türkiye ve dünya için tek kurtuluş yolu olduğunu belirttiler.
Türk milleti örnek olacak
Milli Ekonomi Modeli’nin şu ana kadar hiçbir sistemin başaramadığı ‘insan merkezli’ bir ekonomiyi ortaya koyduğunu belirten bilim adamları, “Prof. Dr. Haydar Baş’ın bu modelinin uygulamaya geçirilmesi halinde 21. yüzyılın Türk milletinin sömürülen ülkelerin ekonomik bağımsızlıklarını kazanmalarına önderlik ettiği bir yüz yıl olacak” dediler.
Nobel’e aday gösterildi
Ateşli ve heyecanlı tebliğlerin sunulduğu Kongre’de, katılımcılar oy birliği ile Prof. Dr. Haydar Baş’ı Nobel Ekonomi Ödülü’ne aday gösterdi. Prof. Baş’ın Nobel’e aday gösterildiğinin açıklanması, kongre salonunda görkemli alkış aldı. Prof. Dr. Ahmed Kaşamoğlu ise, Milli Ekonomi Modeli’nin Nobel ödülünden öte bir değeri olduğunu kaydetti.
İnsanlığı kurtaracak tek model
Konuşmasına Azerbaycan devletinin kurucusu Haydar Aliyev, Azerbaycan’ın şu anki devlet başkanı İlham Aliyev ve tüm katılımcılara teşekkür ederek başlayan Milli Ekonomi Modeli’nin sahibi Prof. Dr. Haydar Baş, Milli Ekonomi Modeli’nin ekonominin bütününü inceleyen bir model olduğunu belirterek, “krizlerden ve mutsuz toplumlardan başka bir sonucu olmayan kapitalizm ve sosyalizm karşısında insanlığı refaha kavuşturacak tek model, Milli Ekonomi Modeli’dir” dedi.
Ulusal değerlere yer verilmiyor
Globalizmin bugün dünya dengelerine yön veren en önemli akım haline geldiğine işaret eden, Prof. Dr. Baş, Fukuyama’nın 1988′de yazdığı “Tarihin sonu” makalesiye kapitalizmin diğer sistemler üzerindeki üstünlüğünü ifade ettiğini ve 1993 yılında yayınlanan Huntington’un Medeniyetler Çatışması tezinin de bundan sonraki mücadelenin kültürler ve inaçlar üzerinde yapılacağını duyurduğunu söyledi. “Medeniyetler çatışmasının ön plana çıktığı günümüzde ulusal hiçbir değere yer yoktur” diyen Baş, ulusal devleti, ulusal sanayii ve ulusal ekonomiyi savunmanın tutuculuk olarak lanse edildiğini ifade etti.
Milli Ekonomi Modeli evrensel bir tezdir
Mustafa Kemal Atatürk’ün İzmir İktisat Kongresi’nde ulusal ekonomiyi oluşturmak için temel attığını belirten Baş, “Milli Ekonomi Modeli, ismi milli olsa da sadece içinden çıktığı Türk milleti çin değil, kapitalizmin kuşattığı tüm devletleri kurtaracak bir evrenselliktedir. Uygulama alanı olarak ulasal olan bu tez içirdeği hayati maddelerle evrenseldir” diye konuştu.
Bakü’de tarihi kararlar alındı
İkincisi Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilen Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde tüm katılımcıların ortak imzasıyla tarihi kararlar alındı. İşte o kararlar:
1. Mill Ekonomi Modeli, uluslararası bir ekonomi görüşü olarak kabul edilmiştir.
2- Uluslararası Bağımsız Milli Ekonomi Modeli Birliği’nin kurulması kararlaştırılmıştır
3- Bu birliğin teşekkülünde görevli olarak bütün MEM Kongresi katılımcıları görev almışlardır. |
Gencturk…
|
Filed Under ( economy) by nationaleconomiy on March-10-2008
EVRENSEL MODEL  |
Bakü’deki 2. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne katılan dünya çapında 100′ü aşkın bilim adamı, bu modelin sadece Türkiye’yi değil, dünyayı kurtaracak evrensel bir model olduğunda ittifak ettiler. İşte dallarında dünyanın en önde gelen bilimadamlarının Prof. Dr. Haydar Baş’ın teziyle ilgili çarpıcı tespitleri…
Her alanı kuşatan model
Rusya Devlet Duma Kurulunun Emek ve Sosyal Politika Başkanı
Prof. Dr. Aleksandroviç Lisiçkin:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli yanlız ekonomiyi değil küreselleşme ile ilgili tüm sorunları teşhis ve tahlil ediyor. 20. yüzyılın ortalarından başlayarak dünyada büyük değişiklikler oldu, sosyal gelişimin kalitece yeni kanunları ve tezleri ortaya çıktı. Uygarlığın gelişmesi ile ortaya çıkan olumsuz süreçlerin devamı sonucu dünya tüm alanları kapsayan küresel kriz ile karşılaştı. Küresel krizi daha da büyütüp derinleştiren ABD adlı ‘şer mahluklar imparatorluğu’dur. Bugün insanlığın kaderi, biosferi ve yeryüzünü ilmi - teknik imkanlarıyla yöneten ve kendi menfaatleri için çalışan bir grup insana bağlıdır. Çağdaş toplumlar derin çelişki içindedir. 90′lı yıllarda Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra ABD dünya üzerinde total egemenlik kazandı ve pek çok ülkeye ekonomi-finans, askeri saldırılar düzenledi. Onların amacı Rusya’nın büyük ilmi imkanlarını yok etmektir. Küresel Şer İmparatorluğu’nun Rusya, Türkiye, Azerbaycan ve diğer ülkelere karşı gerçekleştirdiği yıkıcı politikasına karşı çıkmak için Prof.Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli gerçekten kuvvetli bir temeldir. Fakat bununla iş bitmemiştir. Bunun için uzmanların, küreselleşme karşıtlarının uluslararası bir kurumda birleşmesi ve onların günlük sistemli çalışması gerekiyor. Böyle bir kurum, mutlaka bizim konferansta meydana getirilmelidir.”
Herkesi kucaklayan model
Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Ekonomi Teori Kürsüsü Başkanı,
Prof. Dr. M. H. Meybullayev:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli, toplumun tüm tabakalarının menfaatlerine cevap veren makanizmaları harekete geçiriyor. Bu mekanizma devamlı olarak toplumda sosyal adaletin yaşanmasına neden oluyor. Bu model, başta gelişmemeşi ve gelişmekte olan ülkeler olmak üzere tüm dünya ülkelerinin kalkınmasında genel ekonomi model rolünü oynayabilir.”
Özbekistan’da da uygulanabilir
Taşkent (Özbekistan) Devlet Ekonomi Üniversitesi Ekonomi Bilimler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. L.J. Şibarşova:
“Milli Ekonomi Modeli’ne göre, devlet kendi parasını dengelemeli ve kendi sanayisini geliştirmekle uğraşmalıdır. Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli, Türkiye ekonomisi temel alınarak oluşturulmasına rağmen, pek çok ülkenin özellikle de Özbekistan’ın ekonomik gelişimine temel olabilir. Bu modeli Özbekistan ekonomisinin gelişmesinde de uygulamak mümkündür.”
Azerbaycan’ın derdine çare olabilir
Azerbaycan İktisat Üniversitesi Rektörü, Prof. Dr. M.M. Sadıkov:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde enflasyonu haklı olarak bir hastalık gibi değerlendiriyor. Ona göre bu hastalık parayla para kazanma sonucu ortaya çıkıyor. Kanaatimizce Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Model’i Azerbaycan gerçeklerine uzlaştırılırsa, enflasyon ve deflasyon gibi ekonomik sorunların önü kesilmiş olur.”
Orijinal ve yeni bir sistem
Azerbaycan Bilimler Akademisi Sibernetik Enstitüsü Müdürü
Prof. Dr. Korkmaz İmanov:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli, ekonomi alanında yeni bir düşünce olmakla bakımından çok önemli bir eserdir. Bu model ülkelerin milli ekonomileri açısından gelişimini sağlayan bir modeldir. Bu bakımdan Milli Ekonomi Modeli, büyük önem taşıyor ve dünya ekonomi biliminde büyük gelişmeleri beraberinde getirecektir.”
Liberal ekonomi çöp sepetine
Moskova Devlet Üniversitesi ve Uluslararası Organizasyon Bilimler Akademisi’nden Prof. Dr. Y.N. Kavriles:
“Ben yıllarca, ekonomi-matamatik modellerle uğraşıyorum. Liberal modellerin birçok yanlışlıkları vardır. Prof. Dr. Haydar Baş da bu yanlışları güzel bir biçimde ortaya koymuştur.”
Sosyal adalet vurgusu
Rusya Bilimler Akademisi Felsefe Enstitüsü’nden Prof. Dr. V.E. Lepski:
“Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nin esas stratejik yönü sosyal adalete verdiği önemdir. Bugün Rusya’da çağdaş talepleri cevaplandıran bir yaşam modeli aranmaktadır. Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nde olan birçok fikirler bizim aradığımız fikirlerle uzlaşıyor. Müellif, milli ölçüde ahlak kurallarına uyan bir ekonomi model ortaya koyuyor. Bu model, dünya birliğinin sağlanmasında da bir temel olabilir. Çünkü bu model sayesinde Rusya’nın ve diğer ülkelerin kalkınmasını sağlamak mümkündür. Milli Ekonomi Modeli’nin araştırılması, sosyal ve ekonomi bilimlerinde yeniliklerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.”
Farklı bir model
Rusya Doğal Bilimler Akademisi Öğetim Üyesi Dr. Lebedev Valeri Viktoroviç:
” Prof. Dr. Haydar Baş, modeliyle sömürücülerin ‘güçlünün zayıfı ezmesi’ kurallarına karşı çıkıyor. Prof. Dr. Haydar Baş ekonominin özel konularını araştırıyor, bunlar para, arz ve talep, istihdam, emisyon ve finansman politikaları, faiz ve başka konulardır. Bu model, birleşmesi zor olan iki modeli Keynes ve monetarist modelleri birleştiriyor.”
Gencturk… |
|
Filed Under ( economy) by nationaleconomiy on March-10-2008
|
Filed Under ( economy) by nationaleconomiy on March-10-2008
 |

Coğrafi şartlar ve ekonomi sahasındaki global hareketliliğin küçük ve korumasız ekonomiler üzerinde çok büyük tesirleri olmaktadır.
Şöyle ki, hızlı para giriş-çıkışı, hızlı teknoloji transferleri ve çalışma durumları şeklinde özetlenebilir.
Estonyo, Litvanya ve Letonya gibi baltık ülkelerinde coğrafi şartlarından dolayı rekabete dayalı bir logistik sistem oluşmuştur. Bu coğrafi şartaları şu şekilde sıralayabiliriz: Uluslarası transport yollarının doğu-batı, kuzey-güney kesişim noktasında bulunması ve çok sayıda doğal limanlara sahip olması. Bu coğrafi şartlar sadece bunun için bir önşart oluştururken bu coğrafi avantajları sistematik bir şekilde faydalanarak rekabet avantajına dönüştürmek gerekiyor. Karadeniz ve baltık denizlerinin ikisi de Avrupa’nın iç denizidir. Bundan dolayı baltık ülkelerinin, Türkiye’nin ve diğer Karadeniz bölgelerinin logistik, transpor ticaret yolu problemleri benzerlik arzetmektedir. Özellikle petrol ve dogalgazın çıkarılması, işlenmesi ve ticaretinde bu durum kendini daha da bariz bir şekilde göstermektedir. Baltık ülkelerinin küçük ve korumasız ekonomileri iç ve dış dalgalanmalara karşı çok hassastırlar. Beklenen ekonomik büyüme iç talebin artması neticesınde daha çok ithalat lehine gerçekleşmektedir. Bu sebepten dolayı bu ülkelerin ekonomileri hızlı bir şekilde büyümesıne rağmen 2000 yılından bu yana dış ticaret açığı günbegün artmaktadır. Transport sektorü daha çok geçiş taşımacılığından ibarettir. Tren yolu ile gerçekleşen transportun büyük bir kısmı petrol ve petrol ürünlerinin baltık limanlarına taşınmasını içermektedir. Doğalgaz transportundan Rusya’nın izlediği politikadan dolayı baltık ülkeleri yeterince istifade edememektedirler. Baltık ülkelerindeki taşımacılık daha çok tren taşımacılığı lehine gelişmektedir. Baltık ülkeleri ticaret, transport ve transit geçiş konularında daha ziyade Rusya ve Beyaz Rusya ile problem yaşamaktadır.
Bu problemlerin asıl nedeni siyasi olduğu için çözümleri AB ve Rusya arasındaki anlaşmalara bağlıdır. AB baltık ülkelerinin en önemli ticari partneridir. Estonya daha çok kuzey ülkelerine oryante olmuştur. Letonya’nın ihracat konusundaki en önemli partneri Almanya, ingiltere ve İsveç, ithalat konusundaki partneri ise Almanya, Rusya, Litvanya ve Estonya’dır. Litvanya’nın ihracat konusundaki en önemli partnerleri İsviçre, Almanya,Rusya ve Letonya’dır. Rusya ve Almanya ithalatta %40 lık bir pay almaktadır.Gereksiz bürokratik işlemler, Rüşvet ve finans problemleri Baltık ülkeleri ile ticareti zorlaştıran en önemli faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır.
Baltık ülkelerinde yürütülen reform programlarından dolayı yabancı sermayenin endüstrinin yeniden düzenlenmesi sürecinde en önemli faktörü teşkil ettikleri düşünülmüştür. Bu yabancı sermaye özellikle her alana yayılan özelleştirmede kullanılmıştır.
Çözüm Baş’ın modeli
Baltık ülkelerine yapılan direkt yabancı yatırımların(FDI) çoğu gözönüne alındığında bunların çokuluslu şirketlere ait oldukları görülür. Bu şirketler uluslararası emperyalist avantajları kullanarak faaliyetlerinin bu pazarlara yaymaktadırlar.
Böylelikle tüketicinin yakınında olma avantajını ucuz kalifiye işçilik ve ucuz maliyet avantajlarını ellerinde tutmuş oluyorlar. Kredi veren bankalar son yıllarda hızlı bir değişim süreci ile birlikte piyasadaki yerlerini sağlamlaştırdılar. Özellikle kuzey ve alman kökenli bankalar piyasada oldukça etkin konumdadırlar. Özetlemek gerekirse Prof. Dr. Haydar Baş kapitalist ekonomi modellerinin küçük ve gelişmekte olan ülke ekonomileri için verimsiz olduğunu ifade ediyor, ki bu tezinde haklıdır.
Baltık ülkelerinin herşeyden önce tarafsız bir MEM ne ve onun logistik programlarına ihtiyaçları vardır. Aynı zamanda tek taraflı düşünen yabancı bilirkişi ve kurumlar devredışı bırakılmalıdır.”
Ekososyal gelecek için kademeli bir milli proje
Avusturya’dan katılan Prof. Dr. Hans Peter Aubauer tebliğinde şunları söyledi: “Milli devletlerin ve fakir halkların kapitalist ekonomi modellerı tarafından hangi yöntemlerle sömürüldüğü konusu MEM de oldukça detaylı bir şekilde anlatılmış. Global sömürünün engellenmesı için MEM de ortaya konan kur politikası ve dış ticaret politikalarını çok önemli buluyorum. Kaynaklardan adil bir şekilde istifadenın sağlanması , MEM de de belirtildiği gibi sırf parasal tedbirlerle sağlanamaz. MEM de ifade edilen yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklarının devlet kontrolunde, devlet-millet ortaklığı şeklinde işletilerek halkın istifadesıne sunulması fikrini oldukça önemli buluyorum. Global sömürü odakları tarafından hazine üzerinde oturan dilenci konumuna düşürülen milletler böylelikle üzerinde oturduğu hazineden istifade etmesı sağlanmış olacaktır. Tese katkı sağlayacak şahsı görüşlerimizi tebliğin ilerleyen dönemlerinde dile getireceğim.
MEM çözüm’ün adresi
Prof. Dr. Rovshan Guliyev: MEM bir anti globalizm modelidir. Günümüzde globalleşme süreci bir ulusun diğeri tarafından sömürülmesi anlamına gelmektedir. Bu teori belirli bir millet veya belirli bir durum için yazılmamıştır. Ünlü bir sosyolog ve Nobel ödülü sahibi olan J.Buchanan ‘günümüzün sosyal ekonomik ve ahlaki sorunlarının analizinde modern ve demokratik toplumların yavaş yavaş ısrarlı bir şekilde felakete doğru yol aldıklarını ifade ediyor.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın tezi bu yıkıcı gidişatı sona erdirecek bir nitelik taşıyor.
Sömürüyü engelleyecek yegane model
Avusturya’dan katılan Prof. Dr. Hans Peter Aubauer: “Milli devletlerin ve fakir halkların kapitalist ekonomi modelleri tarafından hangi yöntemlerle sömürüldüğü konusu MEM’de oldukça detaylı bir şekilde anlatılmış. Global sömürünün engellenmesi için MEM’de ortaya konan kur politikası ve dış ticaret politikalarını çok önemli buluyorum.
Kaynaklardan adil bir şekilde istifadenin sağlanması, MEM’de de belirtildiği gibi sırf parasal tedbirlerle sağlanamaz. MEM de ifade edilen yeraltı ve yerüstü doğal kaynaklarının devlet kontrolünde, devlet-millet ortaklığı şeklinde işletilerek halkın istifadesıne sunulması fikrini oldukça önemli buluyorum. |
Gencturk…
|
Filed Under ( economy) by nationaleconomiy on March-10-2008
 |

Ayrıca kongreye Baltık ülkelerinden katılan bilimadamları da küresel sermayenin ülkelerini nasıl sömürdüğünü ve bu geçiş sürecinde tek kurtuluşlarının Milli Ekonomi Modeli olduğunu ısrarla vurguladılar. Prof. Dr. Haydar Baş’ın tarihi konuşmasıyla noktalanan kongrede sunulan tebliğlerden bazıları şöyle:
MEM çözüm modelidir
Milli Ekonomi Modeli’ni Rusça ve Azerice’ye çeviren ünlü ilim adamı Prof. Dr. Rovshan Guliyev tebliğinde şu hususların altını çizdi:
1- MEM bir anti globalizm modelidir. Günümüzde globalleşme süreci bir ulusun diğeri tarafından sömürülmesi anlamına gelmektedir. Prof. Dr. Baş yerinde bir çıkışla bu süreci insancıl bir yola dönüştürmüştür
2- MEM’in baska emperyalizm karşıtı teorilerden farklı yönü halihazırdaki durumu sadece eleştirmekle kalmaması aynı zamanda vaziyeti düzeltecek ve yoksulluk kısır döngüsünü kuracak mekanizmalar önermesidir.
3- MEM komünist bir teori değildir. Özel mülkiyete, şirketlere ve toplumda fakir zengin farkının varlığına karşı değildir. Aksine herhangi bir işadamı kendi planlarını gerçekleştirmek için yeterli maddi imkana sahip olmasa bile, bu projesini gerçekleştirebilir.
4- Bu model diğer ekonomi teorilerinin önemini inkar etmiyor. Bilakis teoriyi derinlemesine incelediğimizde tüm bu karışık ve birbirleriyle uyuşmaz teoriler Haydar Baş’ın milli ekonomi modelinde tam olarak açıklığa kavuşturulmaktadır.
5- MEM kavramlarla karakterize bir çalışmadır. Bu açıdan önemsiz detaylara takılmamak gerekiyor. Tam tersine gelecekteki gerçek sorunlara yönelik pratik ve teorik araştırmalara ışık tutmaktadır.
6- Bu teori belirli bir millet veya belirli bir durum için yazılmamıştır. Ünlü bir sosyolog ve Nobel ödülü sahibi olan J.Buchanan ‘günümüzün sosyal ekonomik ve ahlaki sorunlarının analizinde modern ve demokratik toplumların yavaş yavaş ısrarlı bir şekilde felakete doğru yol aldıklarını ifade ediyor.
Prof. Dr. Haydar Baş’ın tezi bu yıkıcı gidişatı sona erdirecek bir nitelik taşıyor.
Atatürk gibi lider lazım
Almanya’dan katılan Prof. Dr. Martin K. Maier, kongrede sunduğu tebliğde özetle şunları söyledi:
Günümüzde mevcut ekonomi sistemlerinde ekonomilerin gelişmesi için harcanması gereken parasal kaynaklar halkın küçük bir kısmını oluşturan mutlu azınlığa gitmektedir. Milli Ekonomi Modeli bu noktada bu küresel istismarın önüne geçecek ciddi tezler içermektedir.
Küresel sermayenin sınırötesı serbestiyeti milli ekonomileri tehdit ederek bağımsızlıklarını tehlikeye atmaktadır. Ülkelerin bu küresel tuzaktan kurtulabilmeleri için milli ekonomi modelini bir şans olarak görüyorum. MEM’in uygulanması ancak şahsiyetli, kendini Atatürk gibi milletine adamış liderler sayesinde mümkün olacaktır.
Kapitalist ekonomi modelleri insanların alım gücünü o kadar zayıflattı ki artık insanlar zaruri ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiler. Bu noktada MEM’in sosyal devlet anlayışı çerçevesinde dar gelirli vatandaşlara çeşitli adlar altında sosyal yardımlar aktararak insanların alım gücünü artırması fikri burada tıkanan ekonomiler için bir çözüm olarak karşımıza çıkmaktadır. Devletlerin deflasyon sürecine girmesi halkın alım gücünün nerede ise sıfırlandığının açık bir delilidir.
Kaynak için sadece vergi yetmez
Devletin görevlerini yerine getirebilmesi için kaynağa ihtiyacı vardır, ama bunun için sadece vergi gelirleri yeterli değildir.MEM de devlet ,senyoraj geliri, madenlerın devlet-millet ortaklığı ile işletilmesi neticesinde elde edilen gelirler ve stratejik kurumlardan elde edilen gelirler sayesinde halkından aldığından daha fazlasını halkına hizmet olarak sunan bir irade konumuna gelmektedir.
Milli Ekonomi Modeli şu anda mevcut olan kölelik düzenine son verecek gibi görünmektedir. Bu kongreden sonra Milli Ekonomi Modeli’nin pratiğe geçtiğini görmek bizi memnun edecektir.
Ekonomide uyum MEM’le gerçekleşir
Rusya’dan katılan Prof. Dr. A. Lebedev’in tebliği özetle şöyleydi:
“Devrim yaratan dinamik sistemlerde uygulanan, bağımlılık yaratarak netice alma yöntemleri, makro ekonomik süreçlerin gelişimini önemli derecede etkiliyor.
Görüs ifadesine açık olan problemleri Prof. Dr Haydar Baş ana hatlarında
Sosyal devlet ve sosyal eşitlik kavramları ile kalıcı ve sürekli gelişim sağlayan
bir ekonomi modeline erişmiştir.
Bu önemli çalışmalar ve görüşlerin matematik formüllerini geliştireceğini düşünüyorum.
çünkü bana göre bu çalışma milli ekonomi modelindeki formülleri kendi içinde bağdaştırıyor.
Bilindiği gibi makro ekonomi sistemi eşitlik sağlayan kalıcı kurallara bağımlıdır. Makro ekonomi sisteminin devrim analizinde belirtilen iki kalıcı koşul vardır; bir sektör modellerinin Soloy yöntemini yansıtır.
Bifurkasyon teorisi gelişim ve teknolojide kullanılan 3 boyutludur. Devrim karakterlerinin analizi makro ekonomi modelinin gelişiminde üretime bağımlıdır ve bu yöntemn gayri safi milli hasıla üretiminde uygulanır.
Milli Ekonomi modeli eşit boyutlarda gelişir ve bu şekilde dengeli bir uyum oluşturur. Orjinal modelde oldugu gibi Cobb Douglas fonksiyonlarının doğrusal- homojen üretim fonksiyonları gibidir.
Üretim fonksiyonları yönlerini dengesiz bir şekilde değiştirirken paralel olmayan veriler oluşturur bunlara önceden söylemiş olduğum gibi doğrusal-homojen dengeli gelişim denir. Fakat bunun aksine dengesiz dağılmaya da heterojen denir. Bunlar ise tabii ki bu gelişim süreci de gayri safi milli hasılayı ciddi derecede etkiler.
Fakat Modelde tespit edildigi gibi eşitlik dengelerinin stratejik bir sekilde az üretimden cok üretime geçis süreci anahatları ile belirtilmiştir.
Eşitlik dengelerinin bozulduğunda acil insiyatif oluşturmanın mümkün olduğunu modelde tespit etmiş bulunuyorum.
Stratejik olarak makro ekonominin büyümesi, problemlerin parametrelerini doğru çözümlemeye bağlar bu da kişi başı tüketimi yükseltecektir.
İnsiyatif kullanarak insiyatif oluşturabilmek bağımlı kalmamak (histeri efektleri) dengeyi bozmadan hedefe ulaşmasını sağlar.
Sistem toplumda eşit boyutlarda gerçek üretimin kalıcılık ve süreklilik sağlayabilmesi için eşit olan değerleri sağlamış bulunuyor.
Hareketsiz ve katı kurallarla donatılmış olan bir sistem üretimdeki sıkıntıları bağımlı olduğu için gideremez. Halbuki esnek olan bu sistem bunun da çözümünü beraberinde getiriyor.
Milli Ekonomi Modeli sorunlara çözümsel anlamda bir ayar oluştururken milli gelir düzeyini de düzenliyor.
Sözünü ettiğim matematik modelleri Milli ekonomik model tasdikliyor. Rekabetin ve pazar gücünün birbirinden ayrı yönlere doğru frenleri yoktur. Bu önlemler son derece önemsenmesi gerekir. Yabancı şirketlerin yatırımlarını geri çektiğinde üretimin parçalanmasına müsaade etmemeliyiz. İşte tam burada ekonomiyi ayakta tutmak ve güçlendirmek gerekir.
Toparlamak gerekirse netice olarak tüm veriler, hesaplamalar, yüksek derecede kalite oluşturmaktadır. Tüm parametrik hesaplar yapılmış ve hakikatı yansıtmaktadır. Makro ekonomik veriler istatistik düzeyde hayal ürünü değildir.”
Globalleşme sürecinde devletlerin ekonomik durumu
Globalleşme sürecinde yeraltı kaynaklarının aşırı istismarı neticesinde doğal kaynaklara olan talep ekolojik dengeyi bozacak seviyeye ulaşmıştır. Birçok canlı türünün neslinin tükenmiş olması, toprak erosyonları , iklim değişikliklerini örnek olarak verebiliriz. Nüfüsun çok az bir kısmı kaynakların büyük bir kısmından istifade etmekte ve kontrollerinde bulundurmaktadır. Toplumun büyük bir kısmı ise kaynaklardan yeterince istifade edememektedir. Bu eşitsizlik hergeçengün daha da artmaktadır. Hergeçengün gerekirse güç kullanmak sureri ile de olsa kaynakları kontrol altında tutma çabaları çok tehlikeli boyutlara ulaşmaktadır. Fakirleştirilen halk kitleleri zamanla kendi geleceklerini oluşturacak siyasi iradelerini de kaybederek tamamen bağımlı hale gelmektedirler. Globalleşme sürecinde fakir ile zangin arasındaki açı daha da büyümüştur. Bu durum işsizliğin artmasına ve kitlesel boyutta göçlere sebep olmaktadır.Uluslararası kurum ve kuruluşlarda bu duruma kayıtsız kalmaktadırlar. Tam bu noktada MEM nin, kaynakların ihtiyaçları karşılaması noktasında yeterli olduğu, dolayısı ile kaynak bölüşümü noktasında kavga etmemize gerek yoktur görüşünü çok önemli buluyorum.
Modern ekonomi teorilerinin bugünkü mevcut ekonomi problemleriyle yüzleştirilmesi
Günümüzde kurtuluş ekonominin globalleşmesınde aranmaktadır. Global sermaye üretim maliyetlerinin düşük olduğu, ekostandartları düşük olan ülkelerde üretimi tercih etmektedir.Nerede olursa olsun ucuz mallar revaçta, tüketiciler reklamlarla yanlış bilgilendirilmektedir. Bu sayede global sermaye sahipleri yüksek miktarlarda haksız kazançlar elde etmektedirler. Aşırı rekabetten dolayı ekosistem zarar görmekte, doğal kaynaklar israf edilmektedir.
Devlet iradesi devreye girmeli
Kainattaki kaynaklar hernekadar ihtiyaçları fazlası ile karşılayacak miktarda isede mümkün olduğu kadar ihtiyaçların karşılanmasında yenilenebilen kaynaklar tercih edilmelidir. Kaynak israfının önüne geçmek için devlet iradesi mutlaka devreye girmeli, gerekirse uluslararası anlaşmalarla garanti altına alınmalıdır. Kaynak kullanımında sertifika zorunluluğu getirilmeli, bu sertifakalar enflasyondan etkilenmemeli ve faizsiz olmalıdır. »
Gencturk… |
|
|
|